içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Sermaye ve Teknoloji'nin Devletler Üzerinde Hakimiyeti

Sermaye ve teknolojinin evliliği, klasik emperyalizm tanımlarını aşarak "tekno-feodalizm" veya "gözetim kapitalizmi" olarak adlandırılan yeni bir hegemonya biçimine doğru evriliyor.
Daha önce kaydettiğimiz küreselleşme ve ulus devlet üzerine olan ilginizle de bağlantılı olarak, bu durumu iki ana eksende (Mevcut düzenin analizi ve Solun pozisyonu) şu şekilde detaylandırabiliriz:
1. Sermaye ve Teknolojinin Yeni Egemenliği: Tam Hakimiyet mi?
Sermaye (özellikle finans kapital) ve teknoloji devlerinin (Big Tech) birleşimi, devletlerin geleneksel egemenlik alanlarını daraltmış, hatta yer yer devletleri kendi "yürütme organlarına" dönüştürmüştür. Ancak bu "tam hakimiyetten" ziyade, çok daha karmaşık bir karşılıklı bağımlılık ve kontrol mekanizmasıdır.
 -Sınırların Aşılması (Sıvılaşmış Egemenlik): Eskiden emperyalizm toprak işgaliyle gelirdi; şimdi veri akışı ve finansal algoritmalarla geliyor. Bir ülkenin ekonomisini çökertmek için artık donanmaya değil, sermaye akışını durdurmaya veya teknolojik ambargolara ihtiyaç duyuluyor.
 - Devletin Araçsallaştırılması: Devletler yok olmuyor, dönüşüyor. Sermaye, mülkiyet haklarını korumak, altyapıyı fonlamak ve toplumsal patlamaları (polis/ordu gücüyle) bastırmak için devlete hala muhtaç. Ancak devlet, artık vatandaşın refahından çok, sermayenin güvenli limanı olma görevini üstleniyor.
 -Dijital Rıza Üretimi: Teknoloji, sadece üretim aracı değil, aynı zamanda bir "rıza üretim" mekanizması. Algoritmalar, bireylerin ne düşüneceğini, ne isteyeceğini ve neye öfkeleneceğini yönlendirerek, sisteme karşı oluşabilecek organize muhalefeti daha doğmadan parçalıyor.
-Kritik Tespit: 
Bu durum "tam hakimiyet" gibi görünse de, sistemin kendi içinde büyük kırılganlıkları var (İklim krizi, artan eşitsizlik, tedarik zinciri kopuşları). Dolayısıyla bu, istikrarlı bir hakimiyet değil, krizlerle yönetilen bir kaostur.

2. Bu Tabloda Solun Durumu Nedir?
Sol, tarihsel olarak "emek-sermaye" çelişkisi üzerinden politika üretirdi. Ancak teknolojinin ve sermayenin bu yeni formu, solun geleneksel araçlarını (sendikalar, grevler, parti yapıları) etkisizleştirdi. Sol şu an bir tanımlama ve araç krizi yaşıyor.
Solun Karşılaştığı Temel Sorunlar:
 -Sınıfın Parçalanması: Klasik sanayi işçisi (mavi yakalı) yerini; güvencesiz, örgütsüz ve dağınık çalışan "Prekarya"ya (hizmet sektörü, kuryeler, freelance çalışanlar) bıraktı. Bu kitleyi ortak bir bilinçte toplamak zorlaştı.
 -Teknolojik Determinizm: Sol, teknolojiyi uzun süre sadece bir "üretici güç" olarak gördü. Oysa teknoloji şu an bir "denetim gücü". Solun, dijital dünyada örgütlenme pratiği henüz sermayenin hızıyla yarışamıyor.
 ✅Kimlik Siyaseti ve Ekonomik Temel: 
Sol hareketler, küresel sermayenin yarattığı ekonomik yıkıma odaklanmak yerine, bazen sermayenin de desteklediği "kimlik siyaseti" (kültürel savaşlar) alanına sıkışabiliyor. Bu da geniş yoksul kitlelerin sağ popülizme kaymasına neden oluyor.

Sol İçin Çıkış Yolları ve Yeni Perspektifler:
 -Teknolojik Egemenlik Talebi:
   Sol, teknolojiyi reddetmek yerine onu demokratikleştirmeyi talep etmelidir. "Veri kamusallaştırılmalı mı?", "Algoritmalar şeffaf olmalı mı?" gibi sorularla, teknolojinin kâr için değil, toplum yararı için kullanıldığı bir "Tekno-Sosyalizm" vizyonu geliştirebilir.
 -Enternasyonalizm (Yeniden):
   Sermaye küreselken, emeğin mücadelesi ulusal kalamaz. Çok uluslu şirketlere karşı, sınırları aşan sendikal hareketler ve küresel vergi düzenlemeleri (örneğin küresel asgari kurumlar vergisi) için baskı yapmak zorundadır.
 -Ekoloji ve Sınıf Mücadelesinin Birleşimi:
   Sermayenin sınırsız büyüme arzusu gezegeni yok ediyor. Sol, ekolojik krizi sadece bir çevre sorunu olarak değil, bir "sermaye sorunu" olarak tanımlayarak, doğayı ve insanı aynı anda savunan tek güç olduğunu gösterebilir.
Özetle:
Sermaye ve teknoloji, devletleri bir "şirket valisine" dönüştürerek küresel bir dijital feodalizm inşa etmeye çalışıyor. Ancak bu yapı sürdürülebilir değildir. Solun durumu şu an savunma pozisyonunda görünse de; Prekarya'yı örgütleyebildiği ve teknolojiyi kamusal bir hak olarak talep ettiği noktada, bu yeni düzenin en büyük alternatifi olma potansiyelini korumaktadır.

Bu yazı 724 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum