içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DOĞA'NIN ÖZGÜRLEŞMESİ
Yaşamın bütün formlarıyla ortaya çıktığı çağlardan bu zamana kadar gezegenimizin eko sistemi hiç bu kadar tehdit altında olmamıştı.Kuraklık, seller, büyük çapta toprak kaymaları, kasırgalar, hortumlar, su taşkınları ve daha bir sürü doğal afet; büyük bir felakete doğru gidildiğini, mevcut üretim biçimlerinin artık " sürdürülemez" olduğunu bizlere göstermektedir.
Birinci doğa dediğimiz, insan eliyle değiştirilmemiş doğadır. Avcı-toplayıcı insan topluluklarının yerleşik yaşama geçip köy-tarım toplumları olmalarına kadar bütün görkemiyle var olmuştur. Yerleşik yaşam aynı zamanda " insanın doğa'ya müdahalesidir" ve böylece ikinci doğa dönemine adım atılmıştır.Bu; insan eliyle şekil verilen doğadır ki bundan sonra doğa önce masumiyetini, sonrada özgürlüğünü kaybetmiştir.Ilk zamanlar" artık ürün" deposu olarak misyon biçilmiş, neolitik çağın haşmetli dönemi boyunca bazı hayvanların evcilleştirilmesi ve iş güçlerinin üretime dahil edilmesiyle birlikte" doğanın, insan tarafından fethi" başlamıştır.
İnsanın, diğer yaşam formlarıyla uyumlu ilişkilerinin sürdüğü ve doğanın kanunlarına biat ederek yaşadığı bütün" yavaş zamanlar" da mutluluk hüküm sürmüştür.Doğada yaşam formları arasında simbiyotik ilişkiler vardır.Yani ; bir canlı türü, diğer canlı türlerinin yaşam alanlarına ve süreçlerine katkıda bulunur, aynı zamanda onların katkılarıylada hayatta kalır.Bu doğal sürecin insan tarafından darbelenmesi sonucunda " karmaşık" olması gereken doğal çevrimsel süreç giderek basitleşmekte, bir sürü canlı türü yok olmaktadır.
Her canlı türü kendi yaşam alanlarını oluşturur." Doğa ana" nın kanunlarını çok iyi bilen, o kanunlara biat edip onları değiştirmeye çalışmadan yaşayan insan toplulukları uzunca bir süre altın çağları karakterize etmişlerdir.Bu gün dahi Orta Asya,Uzak Asya, Latin Amerika ve Afrika'nın kimi bölgelerinde buna benzer yaşam tarzlarının olduğu bilinmektedir.
İlk vahşi' ye dönme gibi bir iddiamız yoktur.Sorun tamamen hiyerarşi temelli sınıflı toplum yapılanmasıyla, bitmek tükenmek bilmeyen üretim mantığıyla ve bizi insanlıktan çıkaran "sahte ihtiyaç" dürtülerimizle alakalıdır.Tarımla ilgili sorunlar, doğal felaketler, çarpık kentleş
me , yerel yönetimler ve demokrasi gibi bir çok temel sorunu ve çözüm yollarını " doğanın özgürleşmesi" perspektifinden ayrı olarak ele alamayız.Yazımın devam edecek bölümlerinde bu konuları ele alacağım.
Bu yazı 243 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum